1-MUSTAFA KEMAL'E MEKTUPLAR





                           Devamı…                1     2    3     4     5

MUSTAFA KEMAL’E MEKTUPLAR…


Atatürk'e Mektuplar

Dr. Mehmet Önder 
ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 10, Cilt IV, Kasım 1987

SUNUŞ

Atatürk kendisine gönderilen özel mektuplar arasında, belge niteliğinde önemli olanları varsa, bunları bizzat kendi kasasında saklar, bunun dışında kalan mektuplar, yaverleri, Cumhurbaşkanı olduktan sonra da Kâtib-i Umumi (Genel Sekreter) ler ve Özel Kalem Müdürleri tarafından dosyalara yerleştirilirdi.

Çankaya köşkünde Atatürk dönemine ait evrak ve Atatürk’e gönderilen mektuplar, Atatürk’ün ölümünden çok sonra, sistemli olacak tasnif edilerek bir Atatürk Arşivi kuruldu. Böylelikle Atatürk’e gönderilen mektuplara birer dosya ve sayı numarası verilerek dolaplara yerleştirilmiş oldu.

Atatürk’ün Millî Mücadeleyi başlatmak üzere Anadolu’ya geçtikten sonraki yıllara ait belgeleri içine alan bu arşivin özel mektuplar bölümü, gerçekten araştırılmağa değer.
Atatürk’ün yakınlarının veya vatandaşların gönderdiği bu mektupların yanında bir de yurt dışından gönderilenleri bulunmaktadır. Bunlar çok önemli. Atatürk yurt dışında nasıl tanınıyor, nasıl biliniyordu? Dünyanın en uzak ülkelerinden gelen bu mektupları, Atatürk’ün evrensel kişiliğini aydınlatmak yönünden yayımlamak lâzım. Biz bu araştırmamızda bu önemli görevi kısmen de olsa yerine getirmeğe, en azından mektuplara dikkatleri çekmeye çalışacağız. Verdiğimiz mektup örneklerinde, ifade özelliklerine hiç dokunmuyoruz. Yurt dışından gelen mektupların tercümeleri zamanında yapıldığı ve asıllarına iliştirildiği için biz tercümeleri aynen aktarmakla yetiniyoruz.

Bir hizmeti yerine getirmeye çalışmışsak kendimizi mutlu sayarız..

ANNESİNDEN ATATÜRK’E BİR MEKTUP


Atatürk’e gönderilen mektuplardan ilk örneği özellikle annesi Zübeyde Hanımdan vermeye çalıştık ve Çankaya Cumhurbaşkanlığı Köşkü Atatürk Arşivindeki araştırmalarımızda annesinden Atatürk’e mühürlenerek gönderilmiş küçücük bir pusula bulduk. Oysa Atatürk, annesinden ayrı Şam’da, Trablusgarp’ta, Çanakkale’de ayrıca i6.cı Kolordu Komutanı olarak Doğu cephesinde, Yıldırım Orduları Grubu Komutanıyken Suriye’de askerlik görevini yaparken sürekli annesini kollamış, ihtiyaçlarını bulunduğu yerden karşılamıştı. Zübeyde Hanım’a gelince o da Balkan Harbinden sonra, Selanik’in Yunanlıların eline geçmesiyle İstanbul’a gelmiş, kızı Makbule (Atadan) ile birlikte Şişli’deki evde oturmuştu. Oğlunu çok seven, savaşlar sırasında gözüne uyku girmeyen, her an acı haber alacağı endişesiyle yüreği yanan bu “gözü yaşlı bağrı taşlı” asker annesi, Atatürk Anadolu’ya geçtikten sonra büsbütün huzursuz olmuştu. Bir keresinde Atatürk, yaverini tek başına İstanbul’a göndermişti. Anadolu’ya geçmeden önce zaman zaman yaveri ile birlikte İstanbul’a gelir, annesini ziyaret ederdi. Zübeyde Hanım bu kez yaveri yalnız başına görür görmez, oğlunun idam edildiği hükmüne vararak düşüp bayılmış, olaydan sonra sağ omuzuna kısmi bir felç gelmiş, uzun süre tedavi görmüştü.

Zübeyde Hanım için çileli günler yeniden başladı. Atatürk Anadoluda kurtuluş bayrağını açmış, cephelerde kanlı savaşlar veriyordu. İkinci İnönü Savaşının zaferle sonuçlandığı günlerde oğluna elden bir mektup gönderdi. Daha doğrusu bu bir mektup değil küçük bir pusulaydı. İmza yerinde, üzerinde (Zübeyde) yazılı zarif bir mühür baskısı vardı. Pusulada şunlar yazılıydı:

(Mektup: 1)

 

İstanbul: 3 Nisan 1337(1921)


Sevgili Oğlum,

Bana şimdiye kadar pek iyi hizmetlerinden memnun olduğum bizim Şakir’in amcazadesi yukarda künyesi muharrer Şevket efendiye lâzım gelen muavenet hususunda icap edenlere emir ve himayenizin esirgenmemesini arzu ve bu suretle memnun kalacağım evladım.

Valideniz

(Mühür)

 

(Çankaya Köşkü-Atatürk Arşivi, D: 86-F: I/100)


Zübeyde Hanım’ın, mektubunda (bizim Şakir) dediği, herhalde Atatürk’ün Sofya’da Ataşemiliter iken tanıdığı ve ailecek dostluk kurduğu iş adamı Şakir (Zümre) olmalıydı. Şakir Zümre, ailesiyle birlikte Milli Mücadele’den önce İstanbul’a göçmüş ve ticaret hayatına atılmıştı.

Atatürk annesini, Büyük Taarruzdan ancak iki ay önce, 16 Haziran 1922 de gizlice İstanbul’dan Adapazarı’na kaçırtmış, oradan da Ankara’ya getirmişti. Ne var ki Zübeyde Hanım, Büyük Zafer’den sonra, doktorların tavsiyesi ile gönderildiği İzmir’de 15 Ocak 1923 günü vefat etmiştir.

 

FRANSIZ ROMANCI PİERRE LOTİ’NİN ÖLÜM DÖŞEĞİNDE ATATÜRK’E YAZDIĞI MEKTUP


Türk dostu, tanınmış Fransız yazar ve romancı Pierre Loti, 71 yaşında Fransa’da Rochefort şehrinde köşesine çekilmişti. Birkaç kez Türkiye’ye gelerek aylarca İstanbul’da oturan, burada ilk aşkı (Aziyade) yi romanlaş-tıran Pierre Loti, Türkiye’yi ve Türkleri öven yazıları ile memleketimizde çok sevilmişti. 1913 yılında Paris’te yayınladığı (La Turquie Agonisante-Can Çekişen Türkiye) adlı eseriyle de Batı’da Türkiyenin savunucusu olmuş, bundan sonra da Türkiye lehindeki yazılarını sürdürmüştü.

Atatürk’ün Millî Mücadele’yi başlatmak üzere Anadolu’ya geçtiğini, Anadolu’da millî bir hükümetin kurulduğunu, Atatürk’ün önderliğinde istilâcı Yunanlılara karşı Türk milletinin topyekün direnişe geçtiğini gazetelerden öğrenen Pierre Loti, sevinç içindeydi. Bir süre sonra Fransız gazeteleri Türklerin 1 Nisan 1921 de Eskişehir yakınlarındaki İnönüde Yunanlılara ciddî bir darbe indirdiklerini yazmıştı. İkinci İnönü Savaşları olarak Millî Mücadele Tarihine geçen bu zaferden sonra Pierre Loti, 18 Mayıs 1921 günü, Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa’ya uzun bir mektup yazmış ve Mustafa Kemal Paşa’nın şahsında büyük bir sevgiyle bağlı olduğu Türk Milletini kutlamıştı. Mektup, Atatürk’ün eline ancak 12 Temmuz 1921 günü geçmiş, hemen o gün Fransızca olarak Türkçesini verdiğimiz şu cevabı yazmıştı 1:

(Mektup : 2)


Ankara: 12 Temmuz 1921

Aziz Mösyö Pierre Loti,

Şimdi aldığım 18 Mayıs 1921 günlü nazik mektubunuza pek duygulanmış olarak sonsuz teşekkür eder ve bütün yurttaşlarım gibi kişiliğinize karşı beslediğim saygı, sevgi ve hayranlık duygularımın içtenliğine ve derinliğine inanmanızı rica ederim.

Rahatsızlığınızı öğrenince pek üzüldüm ve tam iyileşmeniz haberini sabırsızlıkla bekliyorum.

Bu fırsattan yararlanarak tarihimizin en karanlık günlerinde, yenilgi ve iftiranın bizi ebediyyen yok edecek gibi göründüğü bir zamanda bize güvenini bir an bile yitirmemiş olan dosta beslediğimiz ebedi minnettarlığın teminatını, talihin Türk Milletine yeniden gülümsemeye başladığı şu sırada yenilemekten pek mutluluk duymaktayım.

Size âcil şifâlar dileyerek derin bağlılığıma inanmanızı rica ederim.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi
Mustafa Kemal


Atatürk mektubu, Konya Yetimler Yurdu’nda şehit çocuklarının dokudukları bir seccade ile birlikte, Pierre Loti’ye verilmek üzere, Millî Hükümet’in Paris Mümessili Ferid (Tek) Bey’e göndermişti. Ferid Bey, mektubu ve seccadeyi aldıktan sonra eşi Müfide Ferid Hanım ve iki memuru (biri H. Ragıp Baydur), Rochefort’a göndermiş, Pierre Loti’ye Atatürk’ün mektubunu ve armağanını elden teslim etmişti. Ne var ki, o günlerde Pierre Loti çok hastadır. Müfide Ferid Hanım’ın ziyaretinden ve Atatürk’ün mektubundan çok duygulanmış, hele Türk şehit çocuklarının dokuduğu halı gözlerini yaşartmıştır. Birkaç gün sonra, 12 Ocak 1922 günü özel sekreteri M.G.N. Jean Berger adıyla Atatürk’e şu cevabî mektubu yazdırmıştı2:

(Mektup:3)


Rochefort: 12. 7.1922

Mareşal Hazretleri,

Mösyö Pierre Loti el yazınızla mektubunuzu ve babaları kutsal davanız uğruna şehit düşen yetimlerin gözyaşları arasında dokudukları halıyı, yüce kişiliğiniz adına gelen Ankara Hükümetinin bayan elçisi Müfide Ferid ve heyeti ile birlikte kabul etmekle pek duygulandı. Göz yaşartıcı bu yüksek iltifata nasıl teşekkür edeceğini bilemiyor. Hiç olmazsa bu teşekkürlerini kendi elleriyle yazmalıydı. Ne yazık ki bu sevinçten de mahrumdur. Şu dakikalarda çok hastadır. Sevgili vatanınız lehinde verdiği mücadelelerden, Yunan sempatizanı güya hristiyan Avrupanın istihzalarından çok yıpranmış ve üzülmüştür. Bu yüzden mazur görmenizi rica etmektedir. Fakat Türk Milletinin kesintisiz azimli dostluğu onu teselli etmektedir. Size ve şahsınızda Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerine en samimi minnet ve şükranlarını sunuyorlar. Bunu size iletmekle şerefli bir hizmeti yapmış olacağım Mareşal Hazretleri.

G. N. Jean,
Berger


Pierre Loti’nin sekreterine yazdırdığı bu mektup, Paris Elçiliğimiz aracılığı ile Atatürk’e ulaşmıştı. Ne var ki giderek hastalığı artan Pierre Loti, bir süre sonra doktorların tavsiyesi ile İspanya sınırına yakın Hendaye kasabasında bir hastaneye yatırılmış, 1923 yılında da bu kasabada ölmüştür.



 

FRANSIZ GAZETECİ MADAM GAULİS’İN ATATÜRK’E MEKTUBU


Millî Mücadele yıllarında, yazdıkları kitaplar ve makalelerle Fransa’da Türkiye’yi ve Türk tezini savunan Türk dostu üç yazar vardır: Pierre Loti, Claude Farrere ve Madam Gaulis. Bunlardan Pierre Loti, Türkiye’yi ikinci vatanı saymakta, Claude Farrere, Türklere hayranlığını açıkça söyleyerek: “Neden mi Türklerin dostuyum? Çok basit. Barışı seviyorum da ondan.. Ben, tanıdıklarımın içinde Türk halkından ziyade saygı ve sevgiye lâyığını görmedim. Fransız olmasaydım, Ankara’da dostum Mustafa Kemal Paşanın yanında Yunanistan’a karşı, İngiltere’ye karşı, aşağı yukarı bütün Avrupa’ya karşı ne büyük bir şevkle dövüşürdüm “ demektedir’.

Madam Berthe-Georges Gaulis’e gelince, o, Kurtuluş Savaşı yıllarında Türkiye’de günlerce kalmış, Türk cephelerini gezerek Fransadaki gazetelere lehimizde yazılar göndermiş, gözü pek, cesur bir gazetecidir. Fransızlara karşı, Türk Millî Mücadelesinin haklılığını dizi makaleler ve kitaplarla savunmuştur. Atatürk’ü de çok yakından tanıyan Madam Gaulis, Ona sık sık mektuplar yazarak Türklere karşı Avrupa’nın güttüğü politikayı, bu konudaki düşüncelerini açık açık bildirmiştir. Bir örnek olmak üzere, bir keresinde Türkiye’den ayrılırken, Onun 3 Ocak 1922 de Adana’dan Atatürk’e gönderdiği Fransızca uzun mektubundan Türkçeleştirilmiş bazı bölümlerini aktaralım2:

(Mektup: 4)

 

Adana: 3 Ocak 1922


Mareşal Hazretleri,

Son Anadolu gezimde, sizden gördüğüm iyi kabulün, görüşmelerimizin, bana gösterilen yakınlık ve itimadın hatıralarını birlikte götürmek üzere, yarın Anadolu ‘dan ayrılıyorum. Ne kadar duygulandığımı arz edemem.

Burada, Fransız heyetini buldum. Yarın Albay Cettelat ile birlikte Beyrut’a hareket ediyorum. Oradan Fransa’ya gidecek olan ilk gemiye bineceğim. Paris’te beni sabırsızlıkla bekliyorlar. Buradan götüreceğim bilgilere her yerde büyük önem verileceğini biliyorum. Fransız heyeti tam bir anlaşma ve dostluk içinde Türk arkadaşlarıyla birlikte çalışmaktadır. Dünyada bundan daha iyi anlaşmak ve uyuşmak imkânı yoktur.

Burada rastladığım yetkili bir asker, Fransız kurmaylarında genellikle mevcut fikir ve kanaata göre, bugün, Yunan cephesine karşı hemen bir taarruz yapmanın doğru olmayacağını söylüyor. Yunan ordusu, manen bozulmakta ve yavaş yavaş parçalanmaktadır, ihtimal ki yakında beklediğiniz fırsatı elde edeceksiniz- Bugün yapacağınız bir taarruz hem bu çözülmeyi durduracak ve hem de düşmanınızı, tehlikeye karşı koymak için, iç mücadeleleri unutmağa yönetecektir. Atina’da durum pek kötüdür.

İngiltere’nin barış isteğine dair izlenimlerim pek kuvvetlidir. Hatta, önceki bazı belirtileri bilmekteyim. Sanıyorum ki, son demeciniz büyük etki yapmıştır. Ben inanıyorum ki, İngiltere her yandan üzerinize yöneltilen saldırıları durdurabileceğinizi anladığı gün, görüşmelere girişecektir.

Avrupadaki şahsi nüfuzunuz günden güne artmaktadır. Daima iddia ettiğim üzere, bu nüfuzunuz, şahsınıza dayanacak olan gelecek barışın en önemli etkeni olacaktır.

Diyebilirim ki kaçınılmaz zorluklara rağmen herşey yolundadır. Paris’te edineceğim fikirleri de derhal arz edeceğim. Düşüncelerimi savunmak için Londraya gideceğimi de umuyorum. İlk duygularımı burada arzederken, size ve sizinkilere karşı beslediğim sevgi ve bağlılığın ne kadar derin, ne kadar kuvvetli olduğunu tekrar etmek isterim. Bu vesile ile Mareşal hazretleri, gerçek bağlılığıma ait duygularıma güvenmenizi ve bu duygularımın çevrenizdeki kimselere de yansıtılmasını rica ederim.

Berthe Georges Gaulis

 

(Çankaya Köşkü-Atatürk Arşivi, D: 38-F: 3)


Atatürk mektubu almış ve o günler Dışişleri Bakanı bulunan Yusuf Kemal (Tengirşenk)e havale ederek: “Heyet-i Vekile’de okunup iadesi” notunu düşmüştür.

Madam Gaulis, bundan sonra da Atatürk’e dost mektuplarını göndermeğe devam etmiştir.

BULGAR GENERALİ BOYACİYEF’İN ATATÜRK’E MEKTUBU)


General Kleman Boyaciyef, 1914 yılında Bulgaristanın Millî Savunma Bakanıdır. O günlerde, Türkiye ile Bulgaristan arasında bir askerî antlaşma yapmak üzere Sofya’ya gelen Türk heyetinde Yarbay Mustafa Kemal (Atatürk) de bulunmaktadır. O günlerde Sofya ve Belgrad ataşemiliterliği görevini tamamlamış ve İstanbula dönmüştür. Sofyadaki toplantıda, General Boyaciyef, genç Türk subayı Mustafa Kemal’i tanımış, dostluğunu kazanmıştır. Bir zaman sonra, General Boyaciyef siyasi düşüncelerinden dolayı yüce Divana verilmiş, o da siyasî mülteci olarak Avusturya’ya sığınmıştır. Büyük Zafer’den önce, 15 Mart 1922 de, Viyana yakınındaki Baden’den Atatürk’e gönderdiği şu mektubu okuyalım:

(Mektup: 5)

 

Baden: 15 Mart 1922


Ankara’da Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine Ekselans,

1914 yılında, Yunanlılara karşı Türkiye ile Bulgaristan arasında bir askeri antlaşma yapmak üzere Sofya’ya geldiğiniz zaman, siyasî ve askerî bakımdan pek önemli olan ve o anda aramızda doğan dostluğu ümit ederim ki hatırlarsınız.

O vakit bendeniz Harbiye Nazırı bulunuyordum. Siz ve Bulgar Genel Kurmay Başkanı sözleşmenin metnini düzenlemekle meşgul bulunuyordunuz. Hatta, bazı noktalarda sizinle Genel Kurmay Başkanı arasında çıkan anlaşmazlığı gidermek için birçok defalar görüşmelerinize katılmak fırsatını bulmuştum. Hatırlıyorum ki, muhtelif tasarılarda yüksek şahsınızı tutuyordum. Zira, askerî teknikteki bilginiz ve tam dehanız sayesinde, kıtalarımızın ortak harekâtı için gereken prensipleri Ekselansınız daha iyi takdir buyuruyordunuz. Size verilen vazifeleri başarı ile bitirerek İstanbul’a hareketiniz sırasında yüksek şahsınıza gönderdiğim bir mektupla, hakkınızda en iyi dileklerimi ulaştırmakla birlikte, vatanınızın gelecekteki kaderinde parlak bir yer tutmanız ümidimi de açıklamıştım.

Bütün dünyanın gözlerinin Ekselanslarına yöneldiği ve bütün İslâm dünyası, pek büyük ve hayret verici olan kahramanca mücadelelerinizi kutladığı ve takdir ettiği bu sırada, dileklerimin gerçekleştiğini görmekle pekçok sevindim ve heyecanlandım. Başarılarınızdan dolayı Ekselansınızı candan kutlarım ve kutsal davanızda kesin sonucu almanız, düşmanlarınızı yok etmeniz yolunda Ulu Tanrı ‘nın yardımcı olmasını bir defa daha dilemekteyim. Bu zafer dakikası muhakkak gelecek ve beklediğimizden daha çabuk erişecektir.

Bu bakımdan size yararlı olabilmekle ne kadar mutlu olacağımı ve ortak düşmanımızın gelecekteki yenilgisinde hazır bulunmayı ne kadar istediğimi belki düşünemez ve anlayamazsınız. Siyasi inançlarımdan dolayı, hükümetim tarafından, hakkımda yüce divan önünde takibat yapılmakta bulunulduğundan Avusturya’da Baden şehrine sığınmak zorunda kaldım. Siyasi olayları burada izliyorum. Elde edeceğiniz başarılar sayesinde zulüm görmüş bütün milletlerin zorla alınmış haklarının geri verileceği zamanın geleceğini ümit ediyorum. Galibiyet tacıyla taçlanacak olan kahraman ordunuz, böylece yalnız vatanınıza değil, ortak düşmanlarımızın her gün artan zulümleri altında inlemekte olan bütün Doğu’ya, barış ve kurtuluş nimetlerini geri vermiş ve temin etmiş olacaktır.

1 Claude Farrere’in L’Extraordinaire Aventure adlı 1921 de Paris’te yayınlanan kitabının önsözünde.

2 Bu mektup, Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığınca yayınlanan Atatürk Haftası Armağanı-10 Kasım 1974 adlı kitaba da alınmıştır. Ankara 1974, s: 45-47

Samimi selâmlarımı ve pek derin saygılarımı kabul buyurunuz Ekselans.

General Kleman Boyaciyef

 

(Çankaya Köşkü - Atatürk Arşivi, D: 18-F: 86/1)


Bulgar Generaline, samimî duyguları ve iyi dilekleri için teşekkür edildi.




    Devamı…                1     2    3     4     5 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !