TARSUS-MERSİN-ADANA

BU BÖLÜMDE YER ALAN BİLGİLER HER İL VE İLÇENİN VALİLİK YA DA BELEDİYE SİTELERİNDEN ALINMIŞTIR..

 

 

TARSUS ZİYARETİ (KENDİ MEMLEKETİMLE BAŞLAMAK İSTEDİM)

 

Mustafa Kemal Paşa, 31 Ekim 1918’de 7. Ordu komutanlığını devrederek Adana’ya geldi. Yıldırım Grup kumandanlığını Adana’da devir almak üzereyken Mondros Mütarekesinin şartları ve yapılacak işlemler Mustafa Kemal Paşa’ya tebliğ edildi. Bir süre sonra İngilizlerin baskısıyla Yıldırım Grubu Lağvedilerek Mustafa Kemal Paşa ordusuz bir Ordusuz bir Kumandan haline getirildi. Bununla beraber Mustafa Kemal Paşa, baskı altında bulunan Osmanlı kabinesinin durumunu ve emrindeki az kuvveti de dikkate alarak Güney illerimize silah dağıtmak suretiyle Milli Mücadeleye girişmeyi ilk kez Adana’da düşünmeye başladı. Bu amaçla karargah kurduğu Şakirpaşa’dan sık sık ayrılarak, Tarsus’a bağlı Çamtepe Köyü ve Kavaklıhan tarafında incelemeler yaptı. Gülek Boğazını tutmak için siperler kazdırmaya başladı. Ancak bu çalışmalar 11 Kasım 1918’de kumandayı Nihat Paşa’ya bırakıp İstanbul’a hareketiyle son buldu.
        Mustafa Kemal Paşa’nın Tarsus ve civarına ilk geliş nedenini yukarıdaki bölüm bize açık bir şekilde anlatmaktadır. Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Tarsus’a Konuk olmak üzere gelişi ise 17 Mart 1923'tür. 17 Mart 1923 günü, Mustafa Kemal ve beraberindekiler Adana’dan Mersin’e geçmiştir. Geceyi Mersin'de geçireceği sanılırken, Mersin’de 4 saat gibi kısa bir süre kaldıktan sonra ani bir kararla Tarsus’a gelmek istemiştir. 17 Mart 1923 günü akşama doğru trenle Tarsus’a gelen Gazi Mustafa Kemal Paşa ve beraberindekilere Tarsus’ta muhteşem bir karşılama töreni hazırlanmıştır.
            Gazi ve beraberindekiler trenden iner inmez İttihat ve Terakki Mektebi’nin (Türk Ocağı İlköğretim Okulu) ilkokul çocuklarından oluşturulan bando takımı Kemal Paşa Marşı'nı çalıyordu. Ogün Mustafa Kemal Paşa’nın üzerinde askeri bir giysi vardı. Kurtuluş Savaşında ve Tarsus’un düşman işgalinden kurtulması için mücadele eden milis gazileri, mücahitler, savaş sırasındaki giysileri ve silahları ile Mustafa Kemal Paşayı karşılamaya gelmişlerdi. Bu ziyarette yanında eşi Latife hanım, Milletvekillerinden Damar Arıoğlu, Başyaver Salih (Bozok), yazar İsmail  Habip Sevil (Sevük), Kılıç Ali, Refik (Koraltan) vardı. Tarsuslu'lar büyük coşku ve sevgi gösterilerinde bulunuyorlardı. Mustafa Kemal Paşa, Şeyh Sinusi ile dostça ve hararetle kucaklaştı. Şeyh Sinusi ile Mustafa Kemal’in dostluğu Kuzey Afrika’da Trablusgarp savaşında başlamıştır. Şeyh Sinusi, İstiklal savaşında Milli harekete gönülden destek veren tek Arap lideri olma özelliğini taşımaktadır. Misafir olarak Tarsus’ta ve Mersin'de uzun yıllar kalmıştır.
Mustafa Kemal ve beraberindekiler tren istasyonundan şehre (şimdiki park caddesinden) bir müddet yaya olarak yürüdüler. Mustafa Kemal’i görebilmek için Tarsuslu'lar yolları doldurarak coşku seliyle dalgalanıp durdular. Bu sırada beklenmedik bir olay oldu. Üzerinde milis kuvvetlerine ait Çete kıyafetleri olan bir kadın, Mustafa Kemal’in yolunu kesip ayaklarına kapanarak gözyaşları içerisinde; “Bastığın toprağa kurban olayım Paşam!” diye haykırıyordu. Mustafa Kemal kadını yerden kaldırmak için eğilirken; bu kadının Kurtuluş savaşında çeşitli cephelerde savaşan Kara Fatma lakabıyla anılan Adile Çavuş olduğu Paşa'nın kulağına fısıldadılar. Gözleri yaşaran Mustafa Kemal Paşa kadını ellerinden tutarak onu ayağa kaldırdı. Kadının güneşten kararmış yüzüne ve ışıl ışıl yanan gözlerinin derinliğine bakarak;
            “Kahraman Türk Kadını! Sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde yükselmeye layıksın!” diyerek, Kara Fatma lakabıyla anılan Adile Çavuşla birlikte yürümeye başladı.
Tarsus’a geldiği günü akşamı Mustafa Kemal ve Eşi Latife hanım, Mehmet Rasim (Dokur) bey’in evini ziyaret etti. (Bu ev daha sonra Ziraat Bankası ve Şehir Kulübü olarak kullanılmış ve Ebuşuş’un Konağı adı ile anılmıştır.) Atatürk ve Eşi Latife Hanım akşam yemeğini de burada yemişlerdir.
Rasim (Dokur) Bey, öğrenimini Sorbonne’da yapmış olup, bir süre Mısır’da savcılık görevinde bulunmuştur. Anadolu’nun Akdeniz sahillerini gezerken Tarsus’u çok beğenmiş ve 1896’da Mısır’daki dokuma fabrikasını Tarsus’a taşımıştır. Tarsus Fransız işgalinden kurtulduktan sonra fabrikasının bütün makinelerini, Batı Cephesindeki Türk Ordusunun çadır, bez ve elbise ihtiyacını karşılamak amacıyla gece gündüz çalıştırmıştır. Zafer sonrasında para kendisine ödenmek istendiğinde ise; “Ben fabrikamda üreterek Türk Ordusunun kullanması için cepheye gönderdiğim bütün malzemeyi, Türk Ordusuna hediye ettim. Bir kuruş kabul etmem.” Demiş ve bir vatanseverlik örneği göstermiştir. Bu özelliğiyle Rasim (Dokur) Bey, Ordumuza yaptığı yardımlardan ötürü Tarsuslu'ların gönlünde kalıcı bir yer edinmiştir.
              Aynı gün Atatürk ve eşi Latife Hanım, kendileri için hazırlana daha sonraki yıllarda Halk Evi, CHP İlçe binası ve Belediye binası olara kullanılan görkemli bir taş binada kaldılar. ( Bu bina 1960 yılında yıkılarak yerine eski belediye binası yapılmıştır.)
               18 Mart 1923 sabahı Mustafa Kemal kendisini gece boyunca dışarıda bekleyen kalabalık Tarsuslu'ların arasına karıştı. Gazi üzerindeki askeri giysileri çıkartıp sivil giysiler giymişti. Sabah Şelaleye gidildi. Şelalede Mustafa Kemal’le Tarsus’a gelen Laz Muhafızlar Karadeniz oyunları, Adana Erkek lisesi öğrencileri de çeşitli yöresel oyunlar oynadılar. Burada Gazi’ye ve beraberindekilere Tarsus’un ünlü baklavası ve ayranı ikram edildi. Bol bol marul yiyen Mustafa Kemal ve eşinin birçok fotoğrafı çekildi. Marul yerken çekilen bir fotoğrafı üzerine Latife Hanım; “Paşa tam marul yerken çıktınız!” demesi üzerinde Mustafa Kemal şu cevabı verdi; “Ne yapalım Paşa’sın dedilerse marul yeme demediler ya!” dedi. Mustafa Kemal Paşa aynı gün ziyaret ve gezisine devam etti. Belediye binasında Tarsuslularla sohbet ederken, Tarsuslular Mustafa Kemal’den bir dilekte bulundular. Savaş sona erdiği için, halkın elindeki silahlar toplanıyordu. Tarsus’ta Milli Mücadeleye katılmış olan kahramanlar;
“Paşam, bizim silahlarımızı toplatmayın! Aslında biz bu derme çatma silahlarla Fransızlara karşı koyduk. Bunların bizde büyük hatıraları var. Allah göstermesin, başımıza tekrar böyle bir felaket gelirse yine o derme çatma silahlara sarılırız. Ne olur, bunlar devletin emaneti olarak bizde kalsın! Biz bunları yurdumuza gelecek düşmanlardan gayrısına kullanmayız ki!” dediler.
                    Mustafa Kemal tebessüm ederek:
“Olur, olur Yalnız bu bölge için olur!” karşılığını vererek Tarsuslu'ların ricasını olumlu karşıladı.
Gezi incelemelerine bitiren Mustafa Kemal Paşa 19 Mart 1923 günü, sabahın erken saatlerinde Konya’ya gitmek üzere büyük bir kalabalık arasında istasyona geldi. Kendini götürecek olan trenin penceresinden Tarsuslu'lara el sallayarak şöyle seslendi:
“Tarsuslular, sizleri ve Tarsus’u hayatım boyunca gönlümde taşıyacağım!”

(BİR TARSUSLU OLARAK BENDE SENİ HAYATIM BOYUNCA GÖNLÜMDE TAŞIYACAĞIM ATAM..)

MUSTAFA KEMAL’İN TARSUS’U İKİNCİ ZİYARETİ

              Mustafa Kemal ve eşi Latife Hanım 20 Ocak 1925 tarihinde Tarsus’u ikinci kez ziyaret ettiler. 20-27 Ocak 1925 tarihleri arasında Tarsus ve Mersin’de bir hafta kalan Mustafa Kemal’in yanında 2.Ordu Müfettişi Fahrettin (Altay) Bey, Bayındırlık Bakanı Fevzi (Pirinççizade), bazı milletvekilleri ve yaverler vardı.

MUSTAFA KEMAL’İN TARSUS’U ÜÇÜNCÜ ZİYARETİ

                Mustafa Kemal Tarsus’a üçüncü kez 19 Mayıs 1926 günü gelmiştir. Tarsus’ta fazla kalmayan Ulu Önder Mersin’den Ertuğrul Yatına binerek Taşucu’na, oradan da Silifke’nin Tekir Köyündeki Atatürk Orman çiftliğine incelemeler yapmak üzere gitmiştir.

MUSTAFA KEMAL’İN TARSUS’U SON ZİYARETİ

                   Hatay sorununa büyük önem veren ve bu konuyla ilgili çalışmalar için güneye gelen Atatürk 19 Kasım 1937 tarihindeki gezisinde Tarsus’a uğramıştır. Tarsus parkını çok seven Atatürk, burada havuz başında uzun süre dinlenmiştir. Bu ziyarette yanında göz doktoru Şakir Ahmet Bey ile Sabiha Gökçen’de bulunmakta idi.
Tarsus’a son ziyaretini 23 Mayıs 1938 günü yapan Ulu Önder, Tarsus Parkında yarım saate yakın halkla görüşmüştür. Bu görüşme sanki bir veda ziyareti havasında geçmiştir. Buradaki kısa görüşmeden sonra' trene binerek Adana’ya geçmiştir.

            Kaynak : "Atatürk Tarsus'ta" Hikmet ÖZ

 

TARSUS GEZİSİNDEN FOTOĞRAFLAR

 

 Atatürk, Tarsus’a giderken Vali Rüknettin Nasuhioğlu iyi yolculuklar diliyor

 

Atatürk, Tarsus'ta Çağlayan Bahçesi'nde (18 Mart 1923)

Tarsus Çağlayan Bahçesi'nde

Tarsus Çağlayan Bahçesi'nde eşi ve Adana Erkek Lisesi izcileriyle

Tarsus İttihat Okulu'nda

 

 

MERSİN GEZİSİ

Atatürk yurdun birçok yerini olduğu gibi, Mersin'i de birçok defa ziyaret etmiştir. Mersin'e ilk zi­yareti Cumhuriyetten önce 5 Kasım 1918'de olmuştur. Atatürk, bu ziyaretinde Silifke sınırları ve Toros eteklerinde, karakolların artırılmasını ve dağ köylerine depolardaki yeni silah ve cephanelerden bol mik­tarda dağıtılmasını yetkililere tavsiye etmiştir.
Gazi Mustafa Kemal Paşa, 17 Şubat-4 Mart 1923 arasında İzmir'de toplanan "Türkiye iktisat Kongresi"nden sonra ilk yurt gezisini Adana ve Mersin'e yapmıştır. Mersin ve Tarsus'u ziyaret etmek üzere Gazi ve yanındakiler, 17 Mart 1923 Cumartesi sabahı 9.45'de Adana'dan trenle hareket etmiş­lerdir. Yenice istasyonunda Mersin ve Tarsus'dan gelen heyetlerin karşıladığı tren, Tarsus'dan halkın coş­kun sevgi gösterileri ve alkışları arasında yavaşça geçerken, Gazi, pencereden Tarsusluları selamlıyordu.



Saat 11.30'da murt dallarıyla süslenmiş Mersin tren istasyonuna halkın coşkun tezahüratlarıyla girdi. Gazi, eşi Latife Hanımla trenden indikten sonra istasyon önündeki merasim kıtasını teftiş etti. Ön­ce hükümet binasına, daha sonra da Belediye binasına gelen Gazi, başkandan belediye hizmetleriyle il­gili bilgi aldı. Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ve Gençler Yurdu'nu ziyaretinde, gençlere çok çalışmalarını tav­siye ederek, Türk Ocağı'na katılmalarını önerdi.
Belediyenin şereflerine verdiği ziyafete katılmak üzere hep birlikte Mersin Palas Oteline (Günü­müzde Mersin Oteli), daha sonra Askeri Mıntıka Kumandanlığına gidildi (Yandığı yerde şimdi Özgür Ço­cuk Parkı vardır.). Burada Askeri törenle karşılanan Gazi ve yanındakiler, bir süre dinlendiler. Binanın bir bölümünde öğretim yapılan Mersin Ticaret Rüştiyesi'ne geçildi. Girdikleri sınıfta dersi dinleyen ve öğrencilere sorular yönelten Gazi, alkışlar arasında binadan ayrıldı.



Program gereğince Millet Bahçesi'nde çay içilecek, kent adına Hükümet Tabibi ve Türk Ocağı Baş kanı Dr.Reşit Galip Bey konuşacaktı. Bahçede murt dalları, çiçeklerle süslenmiş ve bayraklar asılmış yüksekçe bir yer hazırlanmış; yaldızlı büyük iki koltuk konulmuştu. Ancak, Gazi bahçeye girdiğinde iki tah­ta sandalye çekti, eşiyle birlikte oturdular, çaylar içildi. Reşit Galip Beyin heyecanlı bir ses tonuyla söy­lediği, anlamlı, ve samimi hitabını dinlerken ve özellikle "senin büyüklüğün, bu milletin bir ferdi olmak­la iktifa ve iftihar etmendir" sözlerinden çok duygulandı. Sonra kürsü olarak hazırlanan masanın üze­rine çıkarak "Mersinliler, memleketiniz, beldeniz Türkiye'nin çok mühim bir noktasında bulunuyor. Çok mühim ticaret noktasıdır. Memleketiniz bütün Dünya ile Türkiye'nin irtibat noktasının en mühim yerin­dedir. Bunu sizler benden iyi biliyorsunuz.... Aziz Arkadaşlar, bu memleketin hakiki sahibi olunuz" de­diği hitabesini söyledi.


Sürekli alkışlar ve övgü sözleri arasında kürsüden indi ve halkın "Yine bekleriz Paşam" tezahüratıyla istasyona uğurlandı. 16.30'da Tarsus'a hareket ederken pencereden uğurlayanlar, selamlıyordu.
Atatürk 20.1.1925 tarihinde yine Eşi Latife Hanımla birlikte Mersin'e gelmiş ve günümüzde Ata­türk evi olarak müzeye dönüştürülen Christman Köşkü'nde misafir edilmiştir. Bu ziyaretinde Mersin'de ık, gun kalmıştır. Atatürk Hac, Beyden, güneyde bir çiftlik almak istediğini ve tavsiye edecekleri bir yer olup olmadığını sormuştu. Hacı Bey, Silifke'de bir yer olduğunu söylemiş ve Atatürk 29.1.1925 günü satın almak istediği Tekir-Olukbaşı çiftliğine gitmiştir. Bu çiftlik Abidin Paşa'dan Bodasakiye, kurtuluş­tan sonrada hazineye geçmişti. Atatürk çiftliği hazineden satın almıştır. Burası modern bir çiftlik haline getirilmiş, bağış üzerine yine hazineye devredilmiştir.
Atatürk, 10.5.1926 tarihinde Konya üzerinden trenle Mersin'e gelmiş ve doğruca limandaki Er- tuğrul yatına binerek Taşucuna gitmiştir.
Atatürk, bundan sonra üç defa daha Mersin'e gelmişse de kentte kalmamıştır.
Atatürk, 19.11.1936 tarihinde yine tren yoluyla Mersin'e gelmiştir. Bu gelişinde Vali Konağı'nda kalmıştır. Mersin Valisi olan Rüknettin Nasihioğlu'na:"Vali Bey, konağı çabuk düzenle ve noksanlarını ta­mamlayın. Her sene Nisan ayını burada geçirmek istiyorum" demiştir.
Atatürk'ün Mersin'e son gelişi ise 20.5.1938 Cuma günü 13.30'dur. Bu ziyaretinde de Vali Ko­nağı'nda kalmıştır. Konağın balkonunda oturduğu sürece halk karşı kaldırımda, oradan ayrılıncaya ka­dar, uzun süre sevgi ve ilgi ile büyük kurtarıcıyı izlemiştir.

 

MERSİN GEZİSİ FOTOĞRAFLARI

Mustafa Kemal Paşa eşi Latife Hanım'la Mersin Millet Bahçesi'nde

Mersin'de motora binerken

 

 

 

TBMM Baskani Gazi Mustafa Kemal, Mersin Millet Bahçesi'nde halkla konusurken (17 Mart 1923)

Mersin Viranşehir harabeleri kıyılarından Akdeniz’i seyrederken

 

ADANA GEZİSİ

Adana'nın Gazi'li Günleri
Yard. Doç. Dr. Gülseren Akalın
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi.

 

Mondros Ateşkes Antlaşmasının yedinci ve onuncu maddelerine dayanılarak işgal edilmeye başlanan Adana ve çevresi birçok tarihi olaylara tanık olmuştur. Hürriyetine düşkün olan Adanalılar bu işgale karşı koymak için örgütlenmeye çalışmışlardır. Kendi çabalarıyla başlayan hareket, Atatürk'ün önderliğindeki Kurtuluş Savaşı'nın bir parçası olarak devam etmiş ve başarı kazanılmıştır. Atatürk Kurtuluş Savaşı kazanıldıktan sonra bazı şehirlerin düşüncelerinin oluşumuna etkisini bu şehirlere yaptığı gezilerde dile getirmiştir, işte Adana'mız da bu şehirlerden birisidir.

Mustafa Kemal Atatürk 31 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasından, ölümüne kadar geçen sürede dokuz kez Adana'ya gelmiştir. Bu ziyaretlerin ikisi Kurtuluş Savaşı içerisinde yer alır. Yedi ziyareti ise zaferin kazanılmasından sonra gerçekleşmiştir. Süre açısından değerlendirirsek bu gelişlerin bazıları uzun sürmüş, bazıları ise günü birlik ziyaretler olmuştur.

Mustafa Kemal Paşa, I. Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Ateşkes Anlaşması'nda yer alan "Alman ve Avusturya uyruklu subayların Osmanlı Devleti sınırları dışına çıkarılması" maddesi üzerine Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığı'na tayin edilmiş ve 31 Ekim 1918 tarihinde Adana'ya gelerek bu görevi Liman Von Sanders'ten teslim almıştır..

Mustafa Kemal Paşa Adana'da Yıldırım Orduları görevini devraldıktan sonra yurdun düşman askerleri tarafından işgal edildiğini görerek durumu İstanbul Hükümetine bildirmiştir. Bu arada Adanalıların düşman işgaline karşı koyma çalışmalarını görmüş ve bu durum kendisinde vatanın ve milletin kurtuluşu için çalışması, bir şeyler yapması gerektiği fikrini oluşturmuştur.

Kurtuluş Savaşı'nın askeri başarılarından sonra ilk defa Adana'ya geldiğinde bu duygusunu Adanalılar ile paylaşmış ve bağımsızlık hareketi için ilk düşüncenin Adana'da bulunduğu günlerde oluştuğunu şu sözlerle ifade etmiştir: "Acı günlere ait olmakla beraber, bu memlekete ait kıymetli bir hatırayı yâd etmek isterim. Efendiler, bende bu vekayiin ilk hiss-i teşebbüsü, bu memlekette, bu güzel Adana'da vücud bulmuştur. Suriye felaketini müteakip Yıldırım Orduları Grubu Kumandanlığı ile buraya gelmiştim. O zaman memleket ve milletin nasıl bir âtiye sürüklenmekte olduğunu görmüştüm ve buna mümanaat için derhal teşebbüsâtta bulunmuştum. Fakat o zaman için bu teşebbüsümü müsmir kılmak mümkün olamadı". Bu konuşması ile Mustafa Kemal Paşa Adana'nın Kurtuluş Savaşı başlangıcında en önemli kararın verildiği zamanla ilgili önemli bir bağı olduğunu anlatmaya çalışmıştır.

Görülüyor ki, Kurtuluş Savaşı'nın fikrî evresi Adana'da başlamıştır. Mustafa Kemal Paşa Adana'ya gelişlerinin bir çoğunda bu mukaddes günü daima yad etmiştir. O günlerin heyecanını tekrar tekrar yaşamıştır.

Mustafa Kemal Paşa Kurtuluş Savaşı içerisinde 5 Ağustos 1920 tarihinde Pozantı'ya gelerek Pozantı Kongresi'nin yapılmasını sağlamıştır.

5 Ağustos 1920'de Mustafa Kemal Paşa'nın Pozantı'ya gelişini Yeni Adana şu haberle okuyucularına duyurmaktadır:

Atatürk 16 Mart 1923 günü Adana Lisesi önünde liseli gençlerin Cumhuriyete bağlılık andını ayakta dinliyor. Sağında "Milli Şair" Mehmet Emin Yurdakul (H.A.).
"Muvasalat ve Avdet "Refakatlerinde mebuslardan mürekkeb bir heyetle vilâyetimize teşrif buyuran Büyük Millet Meclisi Reis-i Muhteremi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri bugün badezzevâl avdet buyurmuşlardır. Resm-i teşrifte Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Kilikya Heyet-i Merke-ziyesi ile vilâyetimiz eşraf ve mütehayyizânı ve büyük bir kalabalık hazır bulunmuşlardır."

Kurtuluş Savaşının askeri zaferleri siyasi başarılar getirdiği dönemde Mustafa Kemal Paşa 15 Mart 1923 günü, düşmandan temizlenmiş, bağımsızlığına kavuşmuş Adanalılar ile birlikte olmuştur. Adanalılar Mustafa Kemal Paşa'yı büyük bir sevgiyle, coşkuyla karşılamışlardı. Bu sevgi selinden etkilenen Mustafa Kemal Paşa kendisini karşılamaya gelenler arasında ellerinde Antakya ve İskenderun yazan iki genç kızın Hatay konusunu gündeme getiren konuşmalarından etkilenerek "Türk'ün asırlarca yaşadığı bir öz yurt yabancıların elinde kalamaz" diyerek Hatay'ın bir gün mutlaka Misak-ı Milli sınırları içerisinde olacağına olan inancını yine Adana'da ilk kez dile getirmiştir4. Bu gezinin bir başka yönü de kısa zaman önce Latife Hanımla evlenmiş olan Mustafa Kemal Paşa'nın eşiyle yaptığı ilk gezilerden biri olmasıdır.

Atatürk'ün 1923 ve 1925 yıllarındaki Adana seyahatleri sırasında kaldığı ev daha sonra Atatürk Müzesi haline dönüştürülmüştür.

15 Mart 1923'teki bu seyahati sırasında Mustafa Kemal Paşa Adana Türk Ocağını da ziyaret etmiştir. Mustafa Kemal ve eşi Latife Hanım Adana Türk Ocağı Hatıra Defterine o günkü duygularını yazmışlardır.

Mustafa Kemal Paşa Türk Ocağı'nda Adanalı gençlere gerçek zafere ulaşmak için daha çok çalışmaları gerektiğini belirtmiş ve hedeflerini şu sözlerle göstermiştir: "Hakiki zafer, muharebe meydanlarında muvaffak olmak değil, asıl zafer muvaffakiyetlerin me-nâibini kuvvetlendirmek, milleti yükseltmektir. Memleketimiz baştan nihayete kadar hazinelerle doludur. Biz o hazineler üstünde aç kalmış insanlar gibiyiz hepimiz bütün bu hazineleri meydana çıkarmak ve servet ve refahımızın menâibini bulmak vazifesi ile mükellefiz. Bu vezâifm suhuletle ifa edileceğini kabul etmek doğru değildir. Eminim ki gençler yalnız nazariyatla meşgul değillerdir. Sanatın, ziraatin ticaretin ne olduğunu anlayan ve bunları fiilen tatbik eden gençlerdir."

Adana Belediyesi'nin verdiği akşam yemeğinde yaptığı konuşmasında ise, Türk toplumunun kazandığı zaferlerin bitmediğini, düşmanlarımızı ancak çağdaşlaşarak yenebileceğimizi anlatan şu sözleri kullanmıştır: "Düşmanlarımızın asırlardan beri milletimiz hakkındaki düşünce ve amaçlarını son zaferimizle silip atabildiğimizi sanmamalıyız. Biz milletimiz hakkındaki onların duygularını yalnız askeri zaferlerle değil çağdaş ilerlemeyi benimsemek suretiyle ve bugünkü uygarlığın gerektirdiği bütün girişimleri yaparak, onların bilim seviyelerine ulaşarak sağlayacağız." Mustafa Kemal Adana'da bulunduğu iki gün süresince Tümen Komutanlığı'nı, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'ni, Hastahane'yi, Ulucami'i, Sanayi Mekte-bi'ni ziyaret etmiş, Öğretmenler Derneği'nin düzenlediği gösterileri izlemiş ve daha sonra da Adana çiftçileri ile sohbette bulunmuştur.

Atatürk, Adana çiftçileri ile yaptığı konuşmada "Diyebilirim ki hayatımda yaşadığım en yüce, en sade, en mesut ve samimi gece bu gecedir. Çünkü bu gece çok derin hizmetlerle, sevgilerle bağlı bulunduğumuz milletimizin büyük çoğunluğunu oluşturan çiftçilerimizle bir sofrada bulunuyorum. Bu sofrada onların emekleriyle meydana gelmiş ekmeği onlarla beraber yiyoruz" sözleri ile çiftçilerimize verdiği değeri ortaya koymuştur. Ayrıca bugün bu topraklarda ve dünyada var oluşumuzu çiftçi olmamıza bağlayan şu sözleri ilgi çekicidir: "Milletimiz çok büyük acılar, mağlubiyetler, facialar görmüştür. Bütün olanlardan sonra yine bu topraklarda bulunuyorsa bunun temel sebebi şundandır: Çünkü Türk çiftçisi bir eliyle kılıcını kullanırken diğer elindeki sabanla topraktan ayrılmadı. Eğer milletimizin büyük ekseriyeti çiftçi olmasaydı, biz bugün dünya yüzünde bulunmayacaktık."10 Mustafa Kemal Paşa buradaki konuşmasını çok anlamlı bir cümle ile bitirmiştir: "Muhterem çiftçiler, sizler hepimizin b ab asısınız, hepimizin efendimizsiniz."

Mustafa Kemal Paşa, Esnaf Cemiyetleri Birliğinin Adana Türk Ocağı'nda verdiği çay ziyafetinde yaptığı konuşmada ise sanatın millet hayatındaki rolünü şu sözlerle dile getirmiştir: "Bir milleti yaşatmak için bir takım temeller lazımdır ve bilirsiniz ki, bu temellerin en mühimlerinden biri sanattır. Bir millet, sanattan ve sanatkârdan mahrumsa tam bir hayata malik olamaz. Böyle bir millet, bir ayağı topal bir kolu çolak, sakat ve hastalıklı kimse gibidir. Hatta kastettiği manâyı bu sözle ifadeye kâfi değildir. Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş olur." Mustafa Kemal Paşa 17 Mart 1923 sabahı Adana'dan Mersin'e hareket etmiştir.

Adana Belediyesi 5 Ocak 1925, Adana'nın Kurtuluş Bayramı törenine Mustafa Kemal Paşa'yı davet eder. Bu tören sırasında Mustafa Kemal Paşa'ya hemşehrilik belgesi verilmesi düşünülmüş ve hemşehrilik mazbatası hazırlanmıştır. Mustafa Kemal Paşa işlerinin yoğunluğundan Adana'ya ancak 13 Ocak 1925 günü gelebilmiştir. Bu seyahatinde Mustafa Kemal Paşa'nın yanında yine eşi Latife Hanım da bulunmuştur. Bu ziyaret günübirlik bir ziyaret olmuş ve Mustafa Kemal Adana'dan Dörtyol'a gitmiştir. Ancak 17 Ocak 1925 günü Dörtyol'dan dönüşte tekrar Adana'ya uğramış ve bu kez üç gün Adana'da kalmıştır. Bugünlerde yaptığı incelemeler eğitim ve tarım konularını kapsamaktadır. Ziraat Mektebi'nde söylediği şu sözler geçen süre içinde Adana'daki gelişmelerden memnun olduğunu göstermektedir: "Bana değerli ve yararlı saatler geçirttiğiniz için teşekkür ederim. Bölgenizin iyi bir tarım memleketi olduğu herkesçe malumdur. Tarımda ekonomik ve modern usullerin uygulandığını yakından gördüğüm için sevinçliyim. Benim size önereceklerim şunlardır: Çalışmalarmızı mükâfatlandırmak istiyorsanız zamanlarınızı boş geçirmeyiniz. İyi bir çiftçi, çağdaş ilerlemeyi bilen bir ziraatçi olmalısınız. Bu alanda sağlam adımlarla ilerlemelisiniz"14.

Mustafa Kemal Paşa daha sonra Erkek Lisesi'ni, Kız ve Erkek Öğretmen Okullarını ve Cumhuriyet Halk Partisi Merkezini ziyaret etmiştir. Bu ziyaretlerin kendisinde olumlu izler bıraktığını ayrılırken şu sözlerle ifade etmiştir: "Adana'yı çok iyi buldum. Burada artık irticaın, kara kuvvetin yeri yoktur. Adananın temiz ve lekesiz halkı iyi ile kötüyü seçmekten aciz değillerdir."15 Mustafa Kemal Paşa 20 Ocak 1925 sabahı Adana'dan Tarsus'a hareket etmiştir.

Mustafa Kemal Paşa'nın Adana'ya günü birlik ziyaretlerinden biri de 16 Mayıs 1926 günü gerçekleşmiştir. Bu bir günlük ziyarette Vilayeti, Belediyeyi, Halk Partisini ve Türk Ocağını ziyaret ederek akşam geç saatte Dörtyol'a hareket etmiştir. Bir gün sonra dönüşte Adana İstasyonu'nda çok kısa bir süre kalıp Ankara'ya dönmüştür.

Mustafa Kemal Paşa 15 Şubat 1931 tarihinde Adana'ya gelmiş ve 18 Şubat 1931 günü Adana'dan ayrılmıştır. Bu ziyareti sırasında bölgenin ekonomik durumu demokraside fert hürriyeti ve sınırlan, milletin ne anlama geldiği ve milliyet için dilin önemini anlatan uzun bir konuşma yapmıştır. Milliyetçilik ve dil konusunda söylediği şu sözleri hiçbir zaman unutmamak gerekir: "Milliyetin çok belirgin niteliklerinden biri dildir. Türk milletindenim diyen insan, her şeyden evvel ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüne, topluluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz".
Mustafa Kemal Paşa özellikle bu konuşmasında Türkçe'nin kullanımı konusunda üzerine düşeni yapmadığı için Adana Türk Ocağı'nı eleştirmiştir. Ayrıca hürriyet kelimesinin ne anlama geldiğini anlatan şu sözleri anlamlıdır: "Vatandaşlar bilmelidir ki; vicdan ve fikir hürriyeti vardır. Fakat nihayet bunlar sınırsız değildir. Ferdi hürriyet karşısında fertlerin vücuda getirdiği toplumun kurduğu dayandığı bir devlet devletin de yönetimi ve hakimiyeti vardır. Fertlerin hürriyetini korumakla görevli olan insanların, öte yandan devletin de irade ve hakimiyetinin felce uğramamasına çok dikkat etmesi gerekir. Fertlerin hürriyeti devletin hakimiyeti ve iradesinin kuvvetli olmasına bağlıdır. Devlet iradesi felce uğrarsa, fertlerin hürriyetini muhafaza edecek hiçbir kuvvet ve vasıta kalmaz. Bu itibarla hürriyeti, yalnız tek taraflı değil her iki taraflı düşünmek gerekir.

Ferdi hürriyetler kutsaldır. Bunun korunması için, daima çalışılır. Fakat bu çabada devletin gücü, otoritesi hiçe sayılırsa buna sebep olanların başka devletin otoritesi altına girmek zilletine düşeceklerini, yabancı bir devlet otoritesinin esaret zincirlerini kendi elleriyle, boyunlarına takmaya mecbur kalacaklarını hatırdan çıkarmamak lazımdır,"

Mustafa Kemal Paşa bu ziyaretinde Adana'ya ilk gelişinde Hatay konusunu gündeme getiren iki genç kızı hatırlamış ve Hatay'ın bir gün mutlaka ait olduğu Türkiye Cumhuriyetine dahil olacağına olan inancını bir kez daha yinelemiştir.

Mustafa Kemal Paşa iki yıl sonra 25 Ocak 1933 günü Adana'ya gelmiş ancak şehre inmeden Gaziantep'e geçmiş, dönüşte 28 Ocak 1933 günü Adana'yı ziyaret etmiştir. Bu ziyareti sırasında Cumhuriyet Halk Partisi Merkezinde yaptığı konuşmada Türk dilinin zenginliği ve yayılmasının önemi, Çukurova'da sanayinin geliştirilmesi özellikle tekstil fabrikalarının kurulması, Çukurova'nın sulanması konularına değinmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi Merkezinde yaptığı konuşmada Türk dilinin Adana'da yayılması direktifini bir kez daha tekrarlamıştır

Mustafa Kemal Paşa 19 Kasım 1937 tarihinde Adana'ya dönemin başbakanı Celal Bayar, bakanlar ve milletvekillerinden oluşan bir heyetle birlikte gelmiştir.

Bu gezisinde ilk uğradığı yer Atatürk Parkı olmuştur. Parktaki heykelinin arkasında yer alan "Bende bu vakayiin ilk hiss-i teşebbüsü, bu memlekette, bu güzel Adana'da vücut bulmuştur." cümlesi onu hatıralarına götürmüştür. Ve Mustafa Kemal Paşa, heykelinin önünde fotoğrafçılara poz vermiştir. Mustafa Kemal Paşa 'nm bu ziyareti iki saat sürmüş ve aynı gün Mersin'e hareket etmiştir.

Mustafa Kemal Paşa son kez 24 Mayıs 1938 tarihinde Adana'ya gelmiştir. Bu tarih onun hastalığının ortaya çıktığı döneme rastlamaktadır. Bu gezisinde Atatürk Parkı'ndaki heykelini otomobilin içinden seyretmiş ve Adana'yı gündüz gözüyle bir kere daha görmek istediğini belirtmiştir. Bu ziyaret ile Mustafa Kemal Atatürk, Hatay'ın Türkiye'ye katılımı konusundaki kararının netliğini tekrar dile getirmiştir. Bu toprakların Türkiye için önemini vurgulamıştır. Hataylılara her zaman şartlar ne olursa olsun yanlarında olduğunu hissettirmiştir.20

Mustafa Kemal Atatürk'ün Adana ziyaretleri incelendiğinde bu gezilerin Türk Milleti ile bir bütünleşme, geçmişte yaşanan anıları paylaşma ve Türk inkılabının gerçekleşmesini sağlamada ortak hareket etme, onay alma durumu olduğu ortaya çıkmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk özellikle Adana'ya Mondros'tan sonra geldiği ve on bir gün kaldığı günlerin önemini hiçbir zaman unutmamıştır. Kurtuluş Sava-şı'm yapma, yeni bir devlet ve milletin doğuşunu hazırlama enerjisini bu şehirde bulunduğu sırada hissettiğini daha sonraki yıllarda Adanalılara anlatmıştır. Ziyaretleri sırasında özellikle 1923-1927 yıllarında tarımla ilgili çok önemli değişikliklerin yapıldığı, desteğin verildiği bu dönemde Çukurova çiftçisinin yanında yer aldığını ve onlardan gurur duyduğunu söylemiştir. Sanatkârların, esnafın millet için önemini yine bu şehre yaptığı gezilerde dile getirmiştir.

1929 yılında dünyada yaşanan kuraklık, doğal olarak Türkiye'yi de etkilemiştir. Çukurova'nın ekonomik durumunu bizzat vatandaşlardan dinlemeyi tercih etmiş, 1931 yılında bu şehre ziyarette bulunmuş ve Çukurova'nın sulanması fikrini de yine bu şehirde dile getirmiştir.

Millet olma unsurları arasında saydığı, önem verdiği dil ve tarih birliğinin önemini Adana'ya yaptığı gezilerde dile getirmiştir.

Çukurova bölgesinin sanayileşmesi konusunda yine ilk fikirleri Adana'ya yaptığı ziyaretlerde dile getiren Mustafa Kemal Atatürk demokraside kişi hürriyetinin ne olduğunu yine Adana'da yaptığı konuşmalarda net bir biçimde ortaya koymuştur.

Adana'ya her gelişinde Hatay meselesini Lozan'da halledememenin burukluğunu yaşamış ama hiçbir zaman ümidini yitirmediğini de belirtmiş "Kırk asırlık bir yurt köşesi, düşman elinde esir kalamaz" sözleri ile sonucu açıklamıştır.

 

ADANA GEZİ FOTOĞRAFLARI

 

Adana Kız Öğretmen Okulu'nda karşılanışı

 

Adana'da izcilerin yemin töreninde


Adana'da trenden inerken


TBMM Baskani Gazi Mustafa Kemal, Adana'da 

TBMM Baskani Gazi Mustafa Kemal, Adana'dan Mersin'e giderken

TBMM Baskani Gazi Mustafa Kemal, Adana Sanayi Mektebini gezdikten sonra halk arasinda (16 Mart 1923)

Cumhurbaskani Atatürk, Adana'da Ismet Pasa Kiz Enstitüsünün önünde

 

Atatürk, Adana Kız Enstitüsü'nde bir dersi dinlerken (19 Kasım 1937)

Atatürk, Adana Kız Enstitüsü'nde bir derslikte (19 Kasım 1937)

Atatürk, Adana'ya son gelişinde (24 Mayıs 1938)

Adana gezisinde M. Kemal, eşi Latife Hanım'la

1.Adana’da Fahrettin Altay Paşa’yla cirit oynayanlar seyrediyor

2.Adana'da heykelini inceledikten sonra

 

 

 

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !