27/10/2007
zübeyde hanım vefaat ediyor.

Zübeyde Hanım’ın vefatı latifeyi sevindirdi mi?
Zübeyde hanım kimin kolları arasında vefat etti?
Zübeyde Hanım gelini Latife’yi görmek için hastalık falan dinlemeden İzmir’e gelmişti..günler geçtikçe Beyaz Köşk, bulanık günler yaşamaya başladı. Zübeyde Hanım, hastalığı ilerledikçe sinirli, hırçın bir kadın olmaya başladı. Latife’yle de anlaşamıyordu ve Latife bunu seziyordu.
Gazi Paşa Eskişehir,, Bursa, Balıkesir üzerinden İzmir'e gelecekti...
Zübeyde Hanım, artık kendisini bilmeyecek kadar komaya girip çıkmaya başladı. Seyahatin başlayacağı gece sabaha kadar hastalık en ağır biçimde sürdü ve sabahleyin bir yandan güneş doğuyor, bir yandan Zübeyde Hanım ruhunu teslim ediyordu... Hemen Ankara'yı aradım, Gazi Paşa, Eskişehir'e hareket etmişti. Eskişehir'de eline geçmek üzere bir telgraf çektim. Tam öğle vakti, Gazi Paşa'dan bir telgraf geldi. Annesinin uygun bir yere gömülmesini istiyor; Bursa, Balıkesir'den sonra İzmir'e geleceğini haber veriyordu...
Bir taraftan Vali, bir taraftan Uşakizadeler, gerekli hazırlıkları yaptılar. Ben, hüngür hüngür ağlıyordum...
Latife bir gelip beni oyalamaya çalışıyor, bir cenaze hazırlıklarına koşuyordu. Şimdi düşünüyorum da ölüme sevinilmez ama, Latife herhalde "içten içe" Zübeyde Hanım'ın ölümüne sevinmiş olmalıdır!.. Kesinlikle inanıyorum ki, eğer Zübeyde Hanım birkaç gün daha yaşasaydı ve oğlu ile görüşmek fırsatını bulsaydı, Mustafa Kemal Paşa ile Latife Hanım arasında evlenme hiçbir zaman söz konusu olamazdı...
Fakat hakkını yemeden söylemeliyim ki, Zübeyde Hanım'ın yaşamasının, kendi mutluluğunun aleyhinde olduğunu biliyor ama; yaşaması için bütün gün, bütün gece başucunda hastabakıcı gibi hizmet etmekten vazgeçmiyordu. Kolları arasında ruhunu teslim etti demek yanlış olmaz...
(İsmet Bozdağ-Latife-Fikriye kitabından)
GAZİ İZMİR’DE
İki gün sonra Gazi Paşa, İzmir'e geldi... O gün İzmir, bir kez daha İzmir oldu. Kırmızı fesler ve kırmızı bayraklar, caddelerden bir kırmızı nehir gibi bir kez daha aktı. Öylesine bir heyecandı ki, adeta şehrin içi içine sığmıyordu...
Gazi Paşa, dosdoğru anasının gömüldüğü Ferik Osman Paşa Camisine gidecekti. Kendisini, Karşıyaka İstasyonu'nda karşıladık.
Geziye Gazi Paşa ile birlikte Kâzım Karabekir Paşa, Fevzi Paşa da katılıyordu. Hep birlikte doğruca Zübeyde Hanım'ın taze mezarına gittiler. Gazi Paşa, düşünceliydi, durgundu. Bir çiçek yığının altında yatan annesinin mezarına gelince, ellerini bağladı. Beraberindekiler, Fevzi ve Karabekir Paşalar birer fatiha okudular. Mustafa Kemal Paşa/ mavi gözlerine çöken karanlığın içinde bir süre sustu ve
sonra konuşmaya ve annesine ait anılarını dile getirmeye başladı:
"Zavallı annem!.. Şimdi vücudu, bir zamanlar Türk Milletinin ideali haline gelmiş kutsal İzmir'in topraklarında yatıyor. Ölüm, gerçeklerin en büyüğü!.. Doğanın insana kıyarak yasasını yürütmesi!.. Bunu hepimiz biliriz de, üzüntüsünden yine de kurtulamayız! Burada yatan annem, zulmün, zor kullanmanın ve bütün bir milleti keyfince yönetenlerin kurbanı olmuştur. Bu düşüncemi açıklayabilmem için, izin verirseniz, ızdırapla yüklü hayatının birkaç noktasını gözlerinizin Önüne sereyim...
"Abdülhamit dönemiydi... 1904 yılında Kurmay Yüzbaşı olarak okulu bitirmiştim. Hayata ilk adımımı atıyordum. Fakat bu adım, hayata değil zindana rastladı. Beni aldılar ve keyfi yönetimin zindanına attılar. Annem, ancak zindandan kurtulduktan sonra başıma geleni haber alabildi. Hemen beni görmeye koştu ve İstanbul'a geldi.
"Fakat, İstanbul'da kendisiyle ancak dört beş gün görüşebildik. Çünkü istibdat yönetiminin cellatları, casusları, hafiyeleri evimizi sarmış ve beni alıp götürmüşlerdi. Annem peşimden koşuyordu. Görüşmemiz yasaklanmıştı. Beni menfaya (sürgüne) götürülecek vapura bindirilmiştim. Anacığım, gözyaşlarıyla Sirkeci rıhtımında taşların üstünde dövünüyor, kahroluyordu... Menfada geçirdiğim yılları anam ızdırap ve gözyaşları içinde tüketmiştir.
Önce Karabekir Paşa, sonra Fevzi Paşa, Gazi Paşa'yı kucaklayarak hem taziye ettiler hem kutladılar. Konuşmayı dinleyen halk, Gazi Paşa'nın elini öpmek için birbirini eziyor, güvenlik kuvvetleri, halkın çemberi yarmasını güçlükle engelliyordu..
Kategori: (Belirtilmemiş) :: Yorum yaz!
:: Arkadaşına Gönder!
















